F3do
Lütfen Üye Olunuz...!!!

Join the forum, it's quick and easy

F3do
Lütfen Üye Olunuz...!!!
F3do
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.

Kİng Kong İnceleme

Aşağa gitmek

Sabit Kİng Kong İnceleme

Mesaj tarafından sezo Perş. Ekim 16, 2008 10:16 pm

Kİng Kong İnceleme
Fantastik romanların en önemlilerinden biri olarak gösterilen
Yüzüklerin Efendisi serisini sinema perdesine taşıyarak çok büyük bir
başarı yakalayan Oscar ödüllü yönetmen Peter Jackson, King Kong’u
önümüzdeki ay içinde beyazperde’ye bir kez daha uyarlıyor. Jackson,
çocukluk dönemlerinde izlediği ve yönetmenliğe başlamasının nedeni
olarak gösterdiği dev goril King Kong’u hazırlarken bir de oyunun
yapılmasına karar vermiş.

Tıpkı Yüzüklerin Efendisi serisinde olduğu gibi filmin gösterime
girmesine kısa süre kala hem filme olan ilgiyi biraz daha arttırmak,
hem de meraktan tırnaklarını kemirme noktasına gelmiş King Kong
hayranlarına film hakkında önemli ipuçları vermek için PC ve tüm oyun
konsollarına filmin resmi oyunu hazırlanmış. Daha evvel film oyunları
için Electronic Arts ile çalışan ve bilgisayar oyunları ile yakından
ilgili olduğunu söyleyen Peter Jackson, Beyond Good & Evil oyunu
ile büyük ilgi duyduğu Ubisoft ile çalışmayı özellikle istemiş. Ubisoft
da bu isteği elbette reddetmeyerek biz oyun severlere sadece basit bir
film oyunundan çok daha fazlasını sunmak için elinden geleni yapmış.

Lanetli adada film çekmek

King Kong hakkında bilgisi olmayanlar için hikayeyi kısaca anlatmak
gerekirse; iflasın eşiğine gelmiş film yapımcısı ve yönetmen Carl
Denham, hayatının filmini çekerek kendini düştüğü çıkmazdan kurtarmak
istemektedir. Can dostu senaryo yazarı Jack Driscoll (oyunda
yöneteceğimiz karakter) ile birlikte hayatlarının filmini çekmek için
kaybedecek hiçbir şeyi olmayan oyunculardan oluşan bir film kadrosu
oluşturarak, içinde ne olduğunu bilmedikleri bir adaya film çekmeye
giderler.

Ulaştıkları ada devasa boyutlarda duvarlarla çevrilidir ve bu korkunç
olduğu kadar garip olan durum, çılgın yönetmen Carl Denham için müthiş
bir çekim alanıdır ve gördüğü her ilginç cismi filme çekmeye başlar.
Aslında adanın lanetli pek çok yaratık ile dolu olduğunu anladıklarında
artık çok geçtir. Hayatlarını kurtarmak için mücadeleye girişen grubun
aksine yönetmen Carl Denham gördüğü her şeyi filme çekmektedir ve
olanları bir türlü ciddiye almamaktadır. Karşılaştıkları tüm
yaratıkların bir şekilde alt etmeyi başaran grup, sonunda hikayenin baş
kahramanı olan devasa goril King Kong ile karşılaşırlar. Kong, filmin
başrolündeki bayan Ann Darrow’u kaçırır. Grup artık hem Ann’i
kurtarmaya, hem de hayatta kalmaya çalışmaktadırlar. Carl Denham ise
hayatının filmini çekmeye…

İki farklı tür bir arada

Peter Jackson’ın yeniden sinema perdesine taşıdığı filmin hikayesine
birebir paralel ilerleyen oyunumuz temelde iki farklı türü içinde
barındırıyor. Korkusuz senarist Jack Driscoll’u kontrol ettiğimiz
bölümler First Person Shooter, King Kong’u yöneteceğimiz bölümler ise
Third Person Action olarak tasarlanmış. Oyunun genel yapısı oldukça
atmosferik ve tıpkı sinema filmi tadında ilerleyen sahnelerden
oluşmakta. FPS olarak oynadığımız bölümler, türün diğer örnekleri gibi
elinde silahı olan bir ölüm makinesi olmaktan ziyade, hayatta kalmaya
çalışan ve kullandığı her kurşunun hesabını yapmak zorunda olan aciz
bir insan olmaktan öteye gitmiyor. Oyunu daha atmosferik kılan da bu.
Öte yandan King Kong’u yönettiğimiz bölümler ise kimi zaman Prince of
Persia gibi platformdan platforma atlamak ve duvarlara tırmanmak aynı
zamanda dev yaratıklara karşı da kas gücümüzü kullanmak üzerine kurulu.
Kullandığımız iki karakterin en büyük farkı; biri hayatta kalmaya
çalışırken, diğeri aşırı gücü sayesinde her şeye hükmetme noktasında.
Kurulumun ardından filmin fragmanı eşliğinde genel konuyu takip ediyor
ve büyük bir fırtınanın ardından lanetli adaya giriş yapıyoruz. Oyunun
başında uzun bir süre sadece Jack’i yönetiyoruz. Adanın derinliklerine
inip King Kong ile karşılaşana kadar FPS türünde ilerleyeceğiz. Oyuna
başladığımızda bilindik FPS oyunlarından çok farklı olgularla
karşılaşıyoruz. Ekranımızda ne bir güç göstergesi, ne kurşun miktarı ne
de silah var! Sadece Jack’in gözünden gördükleri ile ilerlemeye
başlıyoruz. Biraz ilerledikten sonra ise yavaş yavaş yaratıklarla
karşılaşmaya başladığımızda arkadaşımız bize bir silah uzatıyor. 6 adet
kurşunu olan bu silahı boş yere kullanmak ise kızgın çölde bir matara
suyu döke saça içmeye benziyor. Kurşunların her biri altın niteliğinde
ve mümkün olduğunca az harcamaya gayret gösteriyorsunuz.

Alternatif silahlar

FPS olarak ilerleyen bölümlerde her kurşun altın niteliğinde olunca
alternatif silahlar bulmamız gerekiyor. Eğer çevreye dikkatli bakarsak
sürekli kemik parçaları ya da yere saplanmış mızraklar görüyoruz. Bu
mızrakları kullanarak genelde orta sınıf bir yaratığı tek seferde
öldürmemiz mümkün ve genelde sadece silah olarak bu mızrakları
kullanıyoruz diyebilirim. Her mızrak atıldıktan sonra kısa bir süre
bulunduğu yerde kalıyor ve tekrar alıp kullanabiliyoruz. Ancak mızrağı
atmak yerine düşmana vurmayı tercih edersek birkaç vuruştan sonra
kırılıyorlar. Mızrakların bir yanı ise eğer bir ateş kaynağı
bulabilirsek uçlarını yakarak hem düşmana fazla zarar verebiliyoruz hem
de çevrede bulunan çalı çırpıyı yakabiliyoruz. Eğer çalılar arasında
yaratıklar varsa tek seferde birkaçını kızartmış oluyoruz. Bazen ise
ulaşmamız gereken bir cisim bu çalıların ardında oluyor ve ulaşmak için
mutlaka yakmamız gerekiyor.

King Kong oyununun FPS modundaki savaş sistemi ise normal FPS’lerden
daha farklı. Elimizdeki silahı kullanmak için öncelikle boşluk tuşuna
basarak kullanılabilir hale getiriyoruz ve ardından mouse’un sol tuşuna
basarak silahı ateşliyoruz. Baştan garip gelen bu kontrol sistemine
alışmak biraz zaman alıyor. Kurşunun oldukça değerli olduğu söylediğim
oyunda en çok kullanacağımız silah olan mızrağı ise küçük yaratıklara
salladığımızda onları oldukları yere sabitleyebiliyoruz. Mesela ilk
bölümlerde sık sık karşılaşacağımız dev kırkayaklar genelde iki vuruşta
ölüyorlar ve bunları önce bir mızrak atıp yere saplarsak ikinci
atışımızı yerinde sabit duran kaçamayan bir hedefe attığımız için iş
kolaylaşıyor.

Macera boyunca, oyunun geçtiği yıllara ait olan ve Birinci Dünya Savaşı
oyunlarından tanıyacağımız silahları kullanıyoruz. Haritalar içinde bu
silahların bulunması saçma olacağından yapımcılar bunları, bize yardım
etmek için uçaktan atılan sandıklar halinde sunuyorlar. Paraşüte bağlı
sandıklar kimi zaman önümüze çıkarken kimi zaman ise ağaç dalına takılı
halde bulunuyorlar. Mutlaka o noktaya mızrak atıp ya da bir şekilde
uzanıp sandığı aşağı düşürmemiz gerek. Aynı anda sadece bir ateşli
silah bir de mızrak taşıyabildiğimiz için, tabanca, tüfek ve dürbünlü
tüfek gibi silahlardan hangisini seçeceğimizi karşımıza çıkacak
düşmanın türüne göre belirlememiz gerekiyor.

Alternatif stratejiler

Düşman sayısı arttığı zaman bu sefer besin zinciri imdadımıza
yetişiyor. Nasıl mı? Oyunumuzun geçtiği evrende tüm yaratıklar mutlaka
birbirlerini yiyorlar. Eğer önünüzde 3 adet dinozor var ise ve elinizde
sadece bir mızrak varsa; hemen gökte uçan kuşu mızrağınızla vurabilir
ve yere düştüğünde o üç dinozorun kuşu yediğini görebilirsiniz. Bu
durumda ise bize sadece çıkış yoluna kaçmak kalıyor. Çünkü oyunumuz
kesinlikle diğer FPS’ler gibi düşmanları öldürmek üzerine kurlu değil
sadece hayatta kalmaya çalışıyoruz.
Yol boyunca yapacaklarımız ise genelde aynı. Ulaşmak istediğimiz
noktaya doğru açılan kapılar hep iki adet kol ile idare ediliyor. Yan
yana duran iki direğin ucundaki kolları aynı anda iki kişinin 360
derece döndürmesi gerekiyor ve oyunda defalarca karşılaşacağımız
bulmaca olan; eksik kolu etrafta ara ile hep dönüp dolaşıyoruz. Mutlaka
yakılması gereken bir çalının ardında ya da yaratıklarla dolu bir
mekanda bulunan bu “kapı kolları” en büyük bulmacamız oluyor. Genelde
birden fazla düşmanı öldürmek için çalıları yakıyor ya da uzak bir
noktaya küçük bir hayvanı atıp düşmanlarımız o hayvanı yerlerken biz de
kendimize lazım olan kolu alıp bir an evvel ortadan kayboluyoruz.

Yaratıklara karşı iki şans

Karşımıza çıkacak olan ve öldürmek için çok ama çok uğraşmamız gereken
dev yaratıklar ise FPS bölümlerinin en heyecanlı anları oluyor. Mesela
oyunun demosunda da bulunan T-Rex’den kaçma bölümü, gerçek oyunda biraz
daha uzun sürüyor ve gerçekten inanılmaz derece heyecanlı anlar
yaşıyorsunuz. Elinizdeki hiçbir silah bu büyük yaratıklara işlemiyor,
sadece onların ilgisini başka yöne çekmeye ve kaçmaya çalışıyorsunuz.

Macera boyunca karşılaşacağımız yaratıklar bizi iki hamlede
öldürüyorlar. İlk darbeyi aldığımızda ekran kızıl bir renge bürünüyor,
sesler yok oluyor ve uzaklardan bir müzik duymaya başlıyoruz. Tamamıyla
kendimiz kaybettiğimiz bu anlarda eğer bir şekilde tehlikeden
uzaklaşabilir ve biraz sakin durabilirsek tekrar eski halimize
geliyoruz. Yaralı halde iken bir sinek tarafından bile ısırılsak
maceraya veda ediyoruz.

Konsollarla birlikte PC’ye hazırlanan oyun basit bir kayıt sistemi
kullanıyor. Sürekli checkpoint'lerde kendini kaydeden oyun, genellikle
büyük çatışmaların hemen öncesinde bilgileri hafızaya alıyor ve
öldükten sonra tekrar başladığımız yer fazla uzak olmuyor.

Prince of Kong

Maceranın büyük kısmını FPS olarak oynayacağımızdan ayrıntıları o
tarafa vermiş olsam da oyunun Kong olarak oynadığımız bölümler ise çok
daha zevkli. Diğer tarafta hayatta kalmaya çalışırken Kong ile oynarken
adeta dünyaya meydan okuyorsunuz. Kong ile oynadığımız bölümler nedense
bana yine bir Ubisoft oyunu olan Prince of Persia’yı anımsattı.
Duvarlarda yürümek, ağaç dallarından sallanıp platformlara atlamak ve
düşmanlarla yakın dövüş yaparken kombolar uygulamak gibi pek çok
aksiyon öğesi var Kong bölümlerinde. Kong ile oynarken bulmaca
çözmekten ve kaçmaktan çok sürekli düşman pataklıyoruz.

Kontroller tipik bir aksiyon oyunundan farklı olmadığı gibi oldukça da
rahat. Kong’u yönetirken, sol tuş ile düşmana vuruyor, boşluk tuşu ile
sağa sola kayıyor, sağ tuş ile de düşmanı yakalıyoruz. Genelde
düşmanlar birkaç tokat yedikten sonra yakalanıp, bitirici vuruş alarak
ölüyorlar. Kong ile oynarken tıpkı diğer bölümde de olduğu gibi güç
göstergesi yok ve gorilin üzerindeki çiziklerden ne kadar hasar
aldığını anlıyoruz. Son olarak Kong’un en güzel özelliği ise düşmana
daha güçlü vuruş yapmak için göğsüne vurarak konsantre olması ve çok
daha sinirlenip düşmanını korkutuyor olması. Bunun için ise
dövüşmüyorken mouse’un tekerleğini çeviriyoruz ve Kong bağırarak
göğsünü yumrukluyor.
Görsellik bir başka güzel

King Kong’un görsel yönü oldukça kuvvetli. Özellikle oyunun atmosferini
oluşturan sis, sürekli yağışlı olan hava ve puslu olan gökyüzü insanı
havaya sokuyor. Ana karakterler ve King Kong oldukça güzel modellenmiş.
Kong’un dövüş sahnelerini yaşarken adeta film izliyormuşuz gibi
kaliteli görüntülerle karşılaşıyoruz. Ancak aynı şeyi düşman yaratıklar
için söylemek mümkün değil. Kimi düşmanlar yeterince detaylı
yapılmadıklarından ana karakterlerin yanında sırıtıyorlar.

Bir oyunun atmosferini oluşturan en önemli öğe hiç şüphe yok ki sesler
ve müzikler. King Kong oyununda filmden alındığına inandığım ve hepsi
orkestral olan müziklerin her biri, bir diğerinden daha güzel. Dahası
ise ses efektleri adeta insanı o adada olduğuna inandırıyor.
Karakterimiz fazla koştuğunda nefes nefese kalması, darbe aldığında tüm
seslerin buğulaşması ve derinden çalan huzur veren müziğin etkisi tarif
edilemeyecek kadar güzel.

King Kong’un grafiklerinin temelde çok başarılı olmasına ve
DirectX9.0’ın tüm nimetlerinden yararlanıyor olmasına rağmen tam bir
sistem canavarı olduğunu söylemek zorundayım. AMD 2500+, 1GB RAM ve
Nvidia FX 5600 ile test ettiğim sistemde oyunun takılmaması için en
düşük ayarlarda oynamak zorunda kaldım. Kısacası oyunu doğru dürüst
oynamak için kesinlikle, 2.5 GB işlemciye, 512 MB RAM’e ve DirectX9.0
destekleyen orta sınıfın üzerinde bir ekran kartına ihtiyaç var. Evet,
oyun daha düşük sistemlerde çalışıp açılıyor ancak düşük ekran yenileme
hızı ile ne kadar oynanabilir orası ayrı konu.

Sonuç olarak sinema filminden birebir uyarlanmış olan King Kong, diğer
tüm resmi film oyunlarının ötesine geçiyor. Çünkü diğer tüm film
oyunları belli bir oyun türüne uyarlanmış olurlar. Oysa ki King Kong
adeta yeni bir tür yaratırcasına hem iki farklı oyunu içinde
barındırıyor hem de gerek FPS bölümleri olsun gerekse Kong’un bölümleri
olsun benzer oyunlardan daha farklı öğeler içeriyor. Oyunun tek kötü
yanı kendini fazla tekrar ediyor olması. Eğer aksiyon türünde farklılık
arıyorsanız, sizin için öldürmekten çok sağ kalma çabası daha ağır
basıyorsa, üstüne üstlük bir de King Kong konseptine ilginiz varsa
kesinlikle bu heyecanı kaçırmayın.
sezo
sezo
Profesyonel
Profesyonel

Erkek
Mesaj Sayısı : 1980
Nerden : KOCAELİ
İş/Hobiler : ithalat -ihracat (sporcu )
Lakap : sezo
Ruh Hali : Kİng Kong İnceleme Seytan10
Rep : 1199
Kayıt tarihi : 23/02/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz